Bağbozumu

bagbozumu-kapak
Bir çocuk yüreği bütün boyutları alt üst eder.
O küçücük çocuk yüreğine neler sığmaz ki?
Dönme dolaplar, yılkı atları, salıncaklarla dolu bir hayat…
Yola düşenin garipliği, kaybolmuşluğu, bulunmuşluğu sığar bir çocuk yüreğine…
Gerçekdışı masalların gerçeğe dönüşmesi, saçlardan merdiven, burunlardan yalan makinesini sığdıran çocuk yürekleri tanıdım…
“Bebeklerden Haç Yaparak”,  evrene sığmayan inançları yüreklerinde nasıl yoğurduklarını gördüm.
Ama evrenin bildiği en kutsal savaşı yapan halkın kurtuluş savaşını bir yürek ve bir gözyaşına sığdırmak için yürekler ve kelimeler Namık Kemal Biçer’i bekledi.
mini

Yağmur başladı

Arap kızı camdan baktı
Çocuk oldum
Seni anlatıyordu öğretmenim
Senin için ağlıyordu
Sanki kırk yıllık dost gibi
Kargaları kovaladık seninle
Samsun’a ayak bastık
Kırık dökük bir gemiyle
Ölgün ışıklı kara bir trenle
Anadolu’yu dolaştık
Tektik
Sonra tek tek bir ordu olduk
Özgürlüğü Mavzer gibi taşıdık yüreklerimizde
Yürüdük bilmem kaç gündüz kaç gece
Sonra büyüdüm
Öğretmenim hala ağlıyordu
Ozan, dizeleri ile bizleri derin bir yolculuğa çıkarıyor;  Dizelerin bizi götürdüğü yola girince “Yolun, bilene değil, yola sorulması” gerektiğini daha iyi kavrıyoruz.
“Her şey sen / Sen seni al yanına / Düş yollara / Ne yol kalır arkanda / Ne hayallerin…”
Öyle çıktı ozanların çileli yoluna Namık Kemal Biçer…
Ve hiç bitmeyecek bu yolda düşleri arkasına bırakarak yüreğinde koca ve kutsal bir tarihle yürüyor, kalabalıkların yalnız ozanı…
Hoş geldin ozanlar dünyasına…
***
Sedat Memili
Araştırmacı Yazar
*

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir